İletişim Bilgisi

Vatadaşın Borcu 109 Milyar Dolara Çıktı

Toplum derin yoksulluk içinde, hane halkı da borç kıskacında.

Siyasal kadrolarda gündemin “öncelik” sırasına göre değil; “yapay” tartışmalarla oluşturma çabasında.

Oysa; bir yandan pandemi sürecinin ekonomiye “olumsuz” etkileri; öte yandan da işçinin, esnafın, emeklinin, emekçinin, köylünün, üreticinin, çalışanın, çalışmayanın geçim derdi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun verilerine göre; mutfakta yangın büyüdü, ekonomik “kriz”in emeğiyle geçinenler üzerindeki “yıkıcı” etkisi gün geçtikçe dikkat çekici bir şekilde ortaya çıktı.

Türk-İş’in “açlık ve yoksulluk” araştırmasının Şubat ayı sonuçlarına göre; 4 kişilik bir ailenin “açlık” sınırı 2 bin 719 TL oldu.

Yoksulluk sınırı da 8 bin 856 TL. Buna karşılık asgari ücret 2 bin 826 TL.

Bu “açlık” ve “yoksulluk” tablosu, buna karşılık belirlenen asgari ücret; “insani” ve sürdürülebilir bir tablo oluşturmadığı gibi, sosyo-ekonomik bunalımın da “ayak sesleri”dir.

Bu tabloyla mutluluk, huzur ve istikrarın sağlanması olası değil. Ülkemizde çalışan iki kişiden biri asgari ücretli, 10 milyon işsiz ve 20 milyon “derin” yoksul.

Bu; toplumu “esenlik” içinde geleceğe taşıyabilecek bir tablo değildir.

Öte yandan; CHP Milletvekili, yetkin ekonomist ve Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı İlhan Kesici’nin açıklamasına göre; “vatandaşın konut, taşıt ve tüketim kredisinden oluşan hane halkı borcu; 2002’de 4 milyar dolarken 2020’de, 18 yılda 105 milyar dolar (26 kat) artarak 109 milyar dolar oldu.”

33 milyon kişi kredi borçlusu. Bu tablo; vatandaşın çok ağır bir “borç kıskacı”nda olduğunun açık göstergesidir.

Bu arada; pandemi süreci sona erdiğinde, devletin yardımları bittiğinde; işyerleri kapanacak, şirket iflasları başlayacak, işçi çıkarma yasağı katlığında da özellikle 2,5 milyon eğitimli işsize istihdam olanağı sağlanamayacağı değerlendiriliyor.

Unutmayalım ki; işsizlik ve yoksulluk her türlü kötülüğün anası, demokrasinin ve iç dayanışmanın da önündeki en büyük “tehdit”dir.

ÇOCUK YOKSULLUĞU

Çocuk; en değerli varlığımız, aynı zamanda da geleceğimizdir.

Çocuk; ekonomik, psikolojik ve sosyal bağlamda ne kadar iyi koşullarda büyürse, ülkemizin ve ulusumuzun da geleceği o ölçüde “parlak” olur.

Çocukluk dönemi insan gelişimi ve sosyal birikim açısından “kritik” bir evredir.

Gerçek olan şu ki; yoksulluk ve beslenme yetersizliği nedeniyle çok sayıda çocuk, hayata ve geleceğe “iyi koşul”larda adım atamıyor.

Yoksulluk; çocukların yaşamanı derinden etkilemekte, yaşam kalitesini, ailesiyle, toplumla iletişimini, sağlık ve eğitim koşullarını “olumsuz” bir ortama sürüklüyor.

Ayrıca; çocuğun yoksulluk dönemi, geleceğe dönük beklentilerini de “umut kırıklığı”na dönüştürüyor.

Gelecek kuşakların sağlıklı, donanımlı, yüksek moralli yetişmesi için ülkemizin sürdürülebilir kalkınma ve adil gelir bölüşümünün yanında çocuk ve aile gelişimi açısından “çocuk yoksulluğu”yla etkin bir mücadele planını uygulamaya koyması gerekir.

Unutulmamalıdır ki; çocukları ve gençleri sağlıklı ve donanımlı bir ortamda yetişmeyen toplumların ekonomide ve “insani gelişmişlik”te ön sıralarda yer alması olası değildir.

Sonuç olarak: Ülkemizin gerçek gündemi; işsizlik, yoksulluk, pahallılık, borç kıskacı ve gelecek kaygısı…

Çocuk yoksulluğu da; umutsuz bir geleceğe işaret ediyor.

Siyasal kadrolar “yapay” gündem üretmekten vazgeçerek halkın gerçek gündemine odaklanmalı.

 Ege Postası köşe yazısı link

https://www.egepostasi.com/vatandasin-borcu-18-yilda-26-kat-artarak-4-milyar-dolardan-109-milyar-dolara-cikti-makale,113047.html

GPS
Email
Phone
Messenger
WhatsApp
Messenger
WhatsApp
Phone
Email
GPS